İstanbulpark’ta Giulietta TCT ile Testival Keyfi #testival2013

testival1

Bir otomobille ilk defa İstanbulpark pistine çıktım. Son aylarda bu pistte çok kez hakemlik yaptım, yüzeyinde çok gezdim, virajları az çok biliyorum. Eğimleri, nerelerde kaza olabileceğini, hangi virajların çok keskin olduğunu, hangi düzlüklerde daha az risk olduğunu. Bu pistte daha çok motosiklet yarışlarını izledim. Malumunuz motosikletlerin viraj alma hızları 4 tekerlekli araçlara göre daha düşük. Ama buna rağmen superbike’ta ve supersport’ta ortalama hızları 160 km/sa. Maksimum hızları ise 280 km/sa. civarında…

 

Benim test randevum 17:10’daydı, fakat beklemenin heyecanına daha fazla dayanamadım ve erkene aldık. 14:10’da piste çıktık. Sanırım 5 Giulietta 1.4 170hp TCT ve 1 dizel Giulietta vardı. Her araca 3 kişi + 1 eğitmen pilot biniyor. İlk turu aracın canını alarak eğitmen pilot dönüyor. Diğer turlarda sırasıyla 3 arkadaş kullanıyor. Eğitmenler pist tecrübesi olan gerçek yarış pilotları.

 

testival2

Sıramızı aldıktan ve eğitimde yediğimiz G kuvvetlerinin büyüklüğünden dolayı bol bol midemiz bulandıktan (!) sonra, pit alanından çıktık ve gazlamaya başladık. Virajlarda ve pistin dışındaki belirli noktalarında ideal yarış çizgisini belirlemek ve bizim gibi acemi pilotlara rehberlik etmek amacıyla bazı yerlere kukalar konulmuş. Bu kukaları takip ederek pisti en ideal şekilde dönmek ve gerekli yerlerde frene basmak kolaylaşıyor. Yan yana iki kuka olan yerler fren yapmanız gerektiği anlamına geliyor, tek kukalar ise size hangi çizgiden gitmeniz gerektiği konusunda yardımcı oluyor. İlk virajı pitten çıktığımız için atlıyoruz ve pit çizgisini geçtikten sonra gazlamaya başlıyoruz. Henüz 3. virajda iken, hem bozuk olan gözlerimin etkisiyle çift kukayı kaçırmam, hem de Giuliettayı çok fazla kullanmamış birisi olarak frenajı “biraz” az tutuyorum ve viraj içerisinde ideal çizgiden sapmaya başlıyorum… Eğitmen pilotun giderek artan tonlarda ve en sonunda bağırarak söylediği “fren” kelimesini son bağırdığında uygulamaya karar veriyorum :). Aslında virajdan çıkmayacaktım ama yanımdaki pilot çok tecrübeli olduğundan (20 yıllık yarış deneyimi olduğundan bahsetmişti) sözünü dinlemenin daha uygun olduğunu düşünüyorum. Aslında bu uyarı turun daha sonraki kısımlarında beni daha riskli hareketler yapmaktan da alıkoyuyor (bu iyi bir şey). Tur boyunca eğitmen pilot gerekli yerlerde frenajı ve ideal çizgiyi takip etmemizi kolaylaştıracak ipuçları söylüyor ve sözlü yardımda bulunmaya devam ediyor. Tur bittiğinde ise start finiş düzlüğüne sapmadan pit alanına giriyoruz. Çünkü start finiş düzlüğünde slalom yarışmaları düzenleniyor.

 

Pistte otomobil kullanmanın hissi, şehir içi veya dışı herhangi bir asfalt zeminde asla tecrübe edemeyeceğiniz, çok farklı bir deneyim. Normal yollarda hiç alışık olmadığınız G kuvvetlerine maruz kalıyorsunuz ve bu ilk seferde resmen midenizi bulandırıyor. Bunda orta kulaktaki sıvı basıncının olduğu kadar, vücudunuzda salgılanan adrenalin ve kortizol hormonlarıyla birlikte yükselen tansiyonun da etkisi oldukça fazla! Pist yüzeyini bir hakem olmanın avantajıyla neredeyse santimi santimine incelemiş birisi olarak, yüzeyin zaten normal bir asfalttan çok farklı bir dokusu olduğunu söyleyebilirim. Yürürken ayakkabılarınız bile takılıyor, resmen zımpara gibi, dokunduğu her şeyi tutan bir fiziki yapıya sahip. Virajların eğimleri ise Formula 1 otomobilleri için tasarlanmış. Yani son derece yüksek süratlerde bile otomobilin kaymasını engelleyici eğimlere ve yapıya sahip. Tabii altımızdaki 170 hp’lik Giulietta bu geniş pist için oldukça yavaş kalıyor. Ancak maruz kalınan fiziki baskı daha önce de dediğim gibi çok yüksek. Bu deneyimi yaşadıktan sonra Formula 1 ve Superbike yarışçılarına öncekinden daha fazla saygı duyuyorsunuz. Özellikle motosikletle pistte dönmenin ciddi bir efor gerektirdiğini ve kondisyonunuzun çok iyi olması gerektiğini de fark ediyorsunuz.

 

Giulietta ile girilen virajlarda sadece bir apex noktasından diğerine sürüklenmenin hissettirdiği G kuvveti ile değil, aynı zamanda yapılan acı frenlerin de emniyet kemerinizi germesiyle birlikte nefesinizin daralmasıyla da başa çıkmanız gerekiyor! Vücudunuzdaki kanın bir o yana bir bu yana hücum ettiğini rahatlıkla hissedebiliyorsunuz. Özellikle kafanızın içinde bu kan hareketini ve maruz kalınan basıncı algılamamak mümkün değil. Abarttığımı düşünenler olabilir, ancak gerçekten o asfalt kalitesi, pistin çok doğru açıları ve Giulietta’nın segmentinin lideri zımba gibi yol tutuşu ile birleştiğinde aracın o pistte yoldan çıkmasının neredeyse imkansız olduğunu bilenler durumu anlayacaklardır. Bu deneyim gerçekten şehir içinde herhangi bir asfaltta test edebileceğiniz bir şey değil. Normal şartlar altında o hızlarda sıradan bir asfaltta dönmek kesinlikle hayal olurdu. Bu yüzden otomobilleri pist performansına göre değil, yol performansına göre değerlendirmeniz daha sağlıklı olacaktır. Tabii ki pist kullanımı da otomobilin karakteristiği hakkında bilgi verir, ancak burada söylemek istediğimiz şey, pistte yaptığınız hareketleri yolda kesinlikle denememeniz gerektiği! Pistte otomobili kullandığınız esnadaki konsantrasyonunuz ve adrenalin seviyeniz yüzünden, sizin elleriniz arasındaki bu gücü kontrol ederken bunu arka koltukta oturduğunuz esnadaki kadar hissedemiyorsunuz, bu kesin. Kendi sıranızı savıp arka koltuğa oturduğunuzda, kaskla birlikte kocaman olan kafanızı sağa sola çarpmamak için tutunabildiğiniz her şeye tutunuyorsunuz :)

 

Organizasyon açıkçası bugüne kadarki en iyi Alfa Romeo pazarlama hareketiydi. Ziyaretçiler Jeep, Lancia ve Alfa Romeo markalarının bir arada bulunduğu ve hepsinin farklı şekillerde testini yapabildikleri, pist sürüşünden off-road testine, slalom yarışlarından dağıtılan çeşitli hediyelere kadar gerçekten çok eğlenceli ve dolu bir gün geçirdiler. Padok alanındaki 100 civarında Alfa Romeo ve Padok dışında park eden yüzlerce otomobilden anlaşıldığı kadarıyla ziyaretçi sayısı da epey fazlaydı. Gün içinde gidip gelen ziyaretçilerin sayısının da çok olduğu düşünüldüğünde, bugüne kadarki 100. yıl kutlaması kadar önemli ve güzel bir gün daha geçirildiğini söyleyebiliriz.

 

Organizasyonun artı ve eksilerine gelindiğinde şöyle bir durum ortaya çıkıyor; ancak sadece ilk maddenin bile bu günü kaçıranlar açısından nasıl bir eksi olduğunu belirtmeye kelimeler yetmez…

 

+ İstanbulpark gibi dünyanın en zevkli ve zor Formula 1 Grand Prix pistinde bedava tur atma keyfi!

+ Giulietta TCT ile vites değiştirmeksizin otomobilin sınırlarını zorlayabilme imkânı

+ Profesyonel yarışçıların yanında tur atmanın verdiği heyecan

+ Kask gibi ekstra bir güvenlik önlemi

+ Herhangi bir hız sınırının olmaması

+ Dynamic mod

 

– Otomobilde 4 kişi bulunması (Ağırlık açısından dezavantaj)

– Sürüş esnasında klimanın açık olması (Performans açısından dezavantaj)

– Sürüş deneyiminizin kameralar ile kayıt altına alınmaması (Sosyal medya tanıtımı açısından dezavantaj)

– Giulietta QV gibi bir performans modelinin veya manuel vitesli araçlar gibi seçeneklerinizin olmaması

– Amatör sürücülerin kullandığı bir otomobilde rollcage bulunmaması

– Pist çevresinde Ambulans, Çekici veya İtfaiye gibi güvenlik önlemlerinin bulunmaması

– Daha fazla tur sayısı istiyoruz!

 

FOTOĞRAFLAR YAKINDA!

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


2 + = beş

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>