Yukarı git


19 Kasım 2017, 04:19:13
Reklamlar  

Gönderen Konu: Mustafa Kemal ATATÜRK (1881 - 193∞)  (Okunma sayısı 5567 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

hax33

    Çevrimdışı
  • Üye
  • *
  • Kayıt Tarihi
    20 Eylül 2012, 00:51:10
  • İleti: 101
  • 3 Mesajı Toplam
    3 Kere Beğenildi
elinize saglık .  cok güzel bir arşiv oldu.  hic göröedigimim bazı fotolar var. cok tesekkür ederim






Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter

Veloce

    Çevrimdışı
  • Galeri Sahibi
  • *
  • Kayıt Tarihi
    10 Ocak 2013, 21:30:47
  • İleti: 2415
  • 215 Mesajı Toplam
    292 Kere Beğenildi
    • Veloce Alfa Romeo
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap
elinize saglık .  cok güzel bir arşiv oldu.  hic göröedigimim bazı fotolar var. cok tesekkür ederim

Hep birlikte bulduğumuz farklı fotoğrafları, anıları vs. paylaşırsak bu bölüm çok daha zengin bir bölüm olabilir. Saygılar...

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

h.t

    Çevrimdışı
  • *
  • Kayıt Tarihi
    18 Ekim 2011, 02:09:29
  • İleti: 271
  • 1 Mesajı Toplam
    1 Kere Beğenildi
Elinize sağlık çok güzel bir arşiv olmuş.


Veloce

    Çevrimdışı
  • Galeri Sahibi
  • *
  • Kayıt Tarihi
    10 Ocak 2013, 21:30:47
  • İleti: 2415
  • 215 Mesajı Toplam
    292 Kere Beğenildi
    • Veloce Alfa Romeo
KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR
 
Bir gece beraber oturuyorduk. Yanımızda Siirt milletvekili Mahmut Soydan, şimdiki Macaristan elçimiz Ruşen Eşref Onaydın, bir de Soysallı vardı. Atatürk, ertesi günü Büyük Millet Meclisi'nde okuyacağı söylevi hazırlıyordu. Mahmut'la Ruşen Eşref not tutuyorlardı. Atatürk ara sıra bana da, "Ne dersin?" diye soruyordu. Ben ne diyebilirim? Hiç... Sonra Atatürk bana döndü ve dedi ki:
 
- Bu memleketin efendisi kimdir?
 
Düşündüm. Karşılığı o verdi:
 - Türk köylüsüdür, dedi. Ve devam etti:
 
- Türk köylüsü "Efendi" yerine getirilmedikçe memleket ve millet yükselmez!...
 
Prof. Mahmut Esat BOZKURT
 Kaynak: Tan Gazetesi, 10.11.1942
 

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

halil

    Çevrimdışı
  • *
  • Kayıt Tarihi
    20 Şubat 2012, 10:56:45
  • İleti: 2634
  • 115 Mesajı Toplam
    134 Kere Beğenildi
İŞTE BEN ANADOLU ZAFERİNİ BUNLARLA KAZANDIM
Cumhuriyet’in onuncu yıl dönümünde ATATÜRK, resmî baloların verildiği yerlere uğradıktan sonra, Halk Evini de ziyaret eder. Orada efelerin coşku içinde eğlendiklerini görür, son derece duygulanır Çankaya’ya döndükten sonra “Efeleri buraya getiriniz.” diye emir verir.
Bir süre sonra gelen efeleri odasında oturtur. Birlikte eğlenmeye başlarlar. Efeler büsbütün coşup coştururlar. ATATÜRK eğlencenin en  coşkulu bir anında, efelerden birine sorar:
-Efe sen benim için ne yapabilirsin?
-Her şey...
-Meselâ...
-Ölürüm...
Bu yanıt üzerine, tüm dikkatler ATATÜRK’e çevrilir. Ne söyleyeceğini, ne yapacağını merak ediyorlar. ATATÜRK bakışlarını bir kez çevredekiler üzerinde gezdirdikten sonra Efeye:
-Efe, sözünde samimî misin? diyor.
-Emir sizindir ATA’m...
ATATÜRK elini dizine vuruyor.
-Koy başını şuraya...
Efe, hemen başını ATA’nın dizine koydu. Koyar koymaz  şakağında soğuk bir temas duydu. Bu ATATÜRK’ün  şakağına dayadığı tabanca namlusunun soğukluğuydu.
Efe, ATA’sı için gerçekten seve seve canını verebilirdi. Fakat ATA’sı cana kıyacak mıydı?
Bütün yüzlerin rengi solmuş, heyecan son haddine varmıştı. Nefes almaya korkuyorlardı. Gözler ATATÜRK'ün elindeydi. Tabanca Efenin şakağına dayanmıştı. ATATÜRK bir saniye bile tutmayan bir zaman içinde, göz ile fark edilmeyecek bir hızla, tabancasının namlusunu  şakağının yanından, iki santim kadar kaydırarak tetiği çekiyor. 
Derin sessizliği yırtan korkunç bir tabanca sesi... Hazır bulunanların hepsinin rengi, kül rengini almıştır.
Fakat Efenin başı hâlâ ATA’nın dizindedir. En ufak bir kıpırdanma yoktur. ATATÜRK, Efenin başını dizlerinden kaldırır, temiz alnını dudaklarına götürerek öper.
Hâlâ biraz önceki havanın etkisinden kurtulamayanlara:
-İşte ben Anadolu zaferini, bunlarla ve böyle canlarını esirgemeyenlerle kazandım, diyor


kaynak:http://uyg.tsk.tr/ataturk/ataturk.asp


halil

    Çevrimdışı
  • *
  • Kayıt Tarihi
    20 Şubat 2012, 10:56:45
  • İleti: 2634
  • 115 Mesajı Toplam
    134 Kere Beğenildi
genelkurmay başkanlığının sitesinde Atatürk köşesi düzenlenmiş.aşağıdaki linkte Atatürk ile ilgili bir çok anekdot var.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap


Veloce

    Çevrimdışı
  • Galeri Sahibi
  • *
  • Kayıt Tarihi
    10 Ocak 2013, 21:30:47
  • İleti: 2415
  • 215 Mesajı Toplam
    292 Kere Beğenildi
    • Veloce Alfa Romeo
TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM
 
Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.
 - Binbaşı mısınız?
 - Hayır.
 - Albay mı?
 - Hayır.
 - Korgeneral mi?
 - Hayır.
 - Peki nesiniz?
 - Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
 - Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..
 

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

ufkromeo

    Çevrimdışı
  • *
  • Kayıt Tarihi
    10 Haziran 2012, 23:31:28
  • İleti: 387
  • 12 Mesajı Toplam
    12 Kere Beğenildi
Saltanatın Kaldırılması;

Mustafa Kemal paşa komisyon odasına zorlukla girer, uzun süre sabırla konuşmaları dinler, bakar olmayacak söz ister. Söz sırasının teyfik rüştü bey'de dolduğu söylenir. Teyfik rüştü bey kendi sırasını paşa'ya verir.

Atamızın yanında ankara milletvekili hacı mustafa efendi vardır. Ve o çok manidar ezberlenmesi gereken konuşmasını yapar.

"efendiler!
içinde bulunduğumuz acil şartlara rağmen, safsatayla, nazariyatla vakit geçirdiğinizi görüyorum. hakimiyet ve saltanat, hiç kimse tarafından, hiç kimseye, ilim icabıdır diye, müzakere ile, münakaşa ile verilmez. hakimiyet ve saltanat, kuvvetle, kudretle, zorla alınır. türk milleti de hakimiyet ve saltanatını isyan ederek, bilfiil kendi eline almıştır. bu olmuş bitmiş bir durumdur. söz konusu olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. mesele bu olmuş bitmiş durumu ifadeden ibarettir. bu her halde olacaktır. burada toplananlar, meclis ve herkes, meseleyi böyle görürse fikrimce uygun olur. aksi taktirde yine hakikat usulünce ifade olacaktır..."

eliyle işaret eder:

"...fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir."

paşa'nın eli hacı mustafa efendinin boynunun yanından geçer. hacı mustafa efendi saygılı bir sesle;

"afedersiniz efendim. biz meseleyi başka bakımdan mütalaa ediyorduk. şimdi aydınlandık." der.



Veloce

    Çevrimdışı
  • Galeri Sahibi
  • *
  • Kayıt Tarihi
    10 Ocak 2013, 21:30:47
  • İleti: 2415
  • 215 Mesajı Toplam
    292 Kere Beğenildi
    • Veloce Alfa Romeo
BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK
 
Yazı devriminden sonra, Atatürk'ün kara tahta başındaki resmi görülünce, O'na "başöğretmen" denilmeye başlanmıştı.
Aslında, adlandırmada geç kalınmıştı.

 Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
 -Yurdu kurtardınız. Şimdi ne yapmak istrerdiniz?

 Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:

 -Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak, en büyük amacımdır.
 Ondan sonra Atatürk nerede görünse, mutlaka orada bir okula girer, öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.
 Birgün Atatürkün yolu köy okuluna düştü. Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.
 Atatürk sınıfa girince,öğretmen kürsüsünü terk etti.

 Atatürk:
 -Hayır, yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz, dedi. Eğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman, Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.
 

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

feelgood

    Çevrimdışı
  • Üye
  • *
  • Kayıt Tarihi
    04 Mart 2013, 14:43:41
  • İleti: 55
Bir İngiliz devlet büyüğü paşamızı konutunda ziyarete gelir. İngilize çay getiren bir hizmetli çayı üstüne döker.

- "Siz Türkler hiçbirşeyi iyi yapamadığınız gibi hizmetide yapamıyorsunuz" der.

+ Paşamızda "Ben bu topluma herşeyi öğrettim ama bir tek uşaklığı öğretmedim" der.

İngilizin suratını siz düşünün.

Bindiğim arabada ruh yoksa bende yokum aga

Mert21

    Çevrimdışı
  • *
  • Kayıt Tarihi
    11 Nisan 2012, 20:36:23
  • İleti: 471
  • 17 Mesajı Toplam
    20 Kere Beğenildi
Çok güzel bi konu olmuş tebrikler.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Uploaded with Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Uploaded with Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap


feelgood

    Çevrimdışı
  • Üye
  • *
  • Kayıt Tarihi
    04 Mart 2013, 14:43:41
  • İleti: 55
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Bindiğim arabada ruh yoksa bende yokum aga

Veloce

    Çevrimdışı
  • Galeri Sahibi
  • *
  • Kayıt Tarihi
    10 Ocak 2013, 21:30:47
  • İleti: 2415
  • 215 Mesajı Toplam
    292 Kere Beğenildi
    • Veloce Alfa Romeo
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Güzel arşiv örnekleri, emeğine sağlık...

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Veloce

    Çevrimdışı
  • Galeri Sahibi
  • *
  • Kayıt Tarihi
    10 Ocak 2013, 21:30:47
  • İleti: 2415
  • 215 Mesajı Toplam
    292 Kere Beğenildi
    • Veloce Alfa Romeo
BÜYÜK ADAM ÖLÜNCE

 Sene 1938, 10 Kasım...
 İstanbul Üniversitesi’nde saat 9'u 5 geçenin meşum haberi duyulmuş... Bir alman profesör var, Hukuk Fakültesinde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi, girmesin mi bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek gelir. Kalkar, yanına gider. Aralarında şu konuşma geçer:
 - Efendim, mütereddidim. Acaba ne yapsam?
 - Sizde böyle büyük bir adam ölünce ne yaparlarsa, onu yapın.
 İşte o zaman alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak:
 - Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki... der.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Veloce

    Çevrimdışı
  • Galeri Sahibi
  • *
  • Kayıt Tarihi
    10 Ocak 2013, 21:30:47
  • İleti: 2415
  • 215 Mesajı Toplam
    292 Kere Beğenildi
    • Veloce Alfa Romeo
HAKİKİ İNSAN

 Atatürk, muhtelif vesilelerle maiyetinde çalışan kimselerin samimiyet ve sadakatlarını imtihan etmesini gayet iyi bilirdi. İnsanların halet-i ruhiyesini, niyet ve emellerini teşhis ve temyiz etmekte şelaleler saçan bir zekaya malikti.
 O büyük insan, bir gece Çankaya köşkündeki bir ziyafette devrin vekillerinden maruf bir zata şöyle bir sual sorar:
 - Beni hakikaten sever misiniz?
 Muhatabı hemen cevabı yapıştırır:
 - Sevmek ne kelime Ata'm, taparım!
 - Peki her dediğimi de yapar mısınız?
 - Derhal
 Atatürk, bu söz üzerine belinden tabancasını çıkarır ona uzatır.
 - Öyleyse, al tabancamı, sık kafana...
 - “Aman Atam” der, herhalde benimle şaka ediyorsunuz. Benim ölmemi istemezsiniz. Meseleyi anlayan Atatürk, yeleleri kabaran bir aslan mehabetiyle dışarıda hizmet eden askeri yanına çağırıp aynı sualleri sorup, cevabını aldıktan sonra, karşısında Toroslar’dan kopmuş bir kaya parçası gibi duran bu bağrı yanık Anadolu çocuğuna tabancasını uzatıp kafasına sıkmasını emreder. Aslan Mehmetçik, bu emri bilatereddüt yerine getirir, fakat kendisine bir şey olmaz. Çünkü, Atatürk, daha önce tabancasındaki merminin kurşununu çıkarmıştır.
 İşte o zaman, Atatürk yanındakilere şöyle der:
 - Beni ve vatanı seven hakiki insanı gördünüz mü?
 Ruhu şad olsun.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Seo4Smf Tagleri: kemal mustafa atatür 1881 1938734 
 

Forum Yasal Uyarı
Forum Sistemi: SMF 2.0.11 | SMF © 2011, Simple Machines
Seo4Smf 2.0 © Smf Mod Smf Destek

Uyarı:Sitemizdeki Materyallerin Kaynak Belirtilmeden Başka Sitelerde Yayınlanması Yasaktır.

Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi sikayet@alfaturk.com adresine yollayabilirsiniz.